Ashe, Ayaz Okçu – Hikaye

İyi Okumalar!

Ashe, kabilelerin birbirine yaptığı acımasız akınların ve klanlar arasındaki kanlı savaşların, soğuk rüzgârların uluması ve tundranın amansız soğuğu kadar doğal olduğu Kuzey Freljord’da doğdu.

Ashe hem az nüfuslu, anaerkil Avarosa kabilesinin şefi Grena’nın tek kızı hem de bir Buzdoğan‘dı. Buzdoğanlar, nesillerdir yaşadıkları toprakların sihriyle aralarında bir bağ bulunan ve Gerçek Buz’un gücünü kullanabilmek gibi nadir yetenekleri olan savaşçılardı. Herkes Ashe’in annesinin izinden giderek kabilenin yeni şefi olacağını farz ediyordu; ancak onun şanda şöhrette gözü yoktu. Savaşçı soyunun ve doğaüstü yeteneklerinin omuzlarına yüklediği büyük sorumluluk yüzünden kendini herkesten kopuk, yalnız ve sıkıntılı hissediyordu.

Tek tesellisi Ornkaal Kayalıklarındaki yaz avları sırasında onlarla kalan, kardeş bir kabileye üye ve Ashe’le yaşıt bir Buzdoğan olan Sejuani’ydi. İki kız arasındaki arkadaşlık çocukluklarını şekillendirmişti ama ergenliğe girmelerinden hemen önce birbirlerinden kopmak zorunda kalmışlardı. Grena her ne yaptıysa Sejuani’nin kabile şefi olan büyükannesini gücendirmiş, iki kabile arasındaki dostluk aniden bitmişti.

Kısa süre sonra, artık gençliğini yitirmeye başlayan Grena halkını eski görkemli günlerine döndüreceğini umduğu “Avarosa’nın Tahtı”nı aramaya koyuldu. Taht aslında kıymetli ve büyülü eşyalardan oluştuğu iddia edilen ama gerçek olup olmadığı bilinmeyen bir defineydi.

Fakat Grena kehanetlere ve efsanelere duyduğu inanç yüzünden pek çok risk alıyor, bu yüzden kabilesi sık sık zayıf düşüyordu. Sonunda, başka bir kabilenin bölgesine yaptıkları tehlikeli ve gereksiz bir saldırı sırasında Grena öldürüldü. Ani ölümü Ashe’i kaçmak zorunda bırakmıştı. Kabile üyelerinin çoğu ise hayatını kaybetmişti.

Peşinde düşmanlarıyla bir başına kalan Ashe, annesinin son haritasını takip ederek ıssız bir buz dağına doğru yöneldi. Burada gerçekten de Avarosa’ya ait olabilecek bir mezar ve onun Gerçek Buz’dan yapılma yayını buldu. Bu silahı kullanarak annesinin öcünü aldı. Sonra batıya yöneldi.

Ashe görev bilincinden midir, yalnızlıktan mıdır bilinmez ama karşılaştığı dağınık Ocakkanlı, yani insan kabilelerini korumaya başladı ve bu sayede ünlendi. Esir alma geleneğine uymayı reddetti. Onun yerine bu çaresiz insanları yeni kabilesinin eşit üyeleri yaptı. Böylece şöhreti hızla yayıldı. Kısa süre içinde, pek çok kişi Ashe’in sadece Avarosa’nın yayını taşımakla kalmayıp efsanevi savaşçının bizzat kendisiolduğuna inanmaya başladı. Freljord’u birleştirmek için yeniden doğmuştu.

Ama masallar takipçilerinin karnını doyurmazdı. Güneye yaptıkları uzun göç, kabileyi açlıktan ölmenin eşiğine getirmişti. Böylece Ashe, hakkındaki efsanelerden faydalanmaya başladı. Onları kullanarak güçlü ve geniş topraklara sahip güney kabileleriyle anlaşmalar yaptı. Kabilelere, onları birleştirerek komşu krallıklara rahatça kafa tutacak bir ulus haline getirmeyi vaat etmişti.

Bu yeni ittifaklar beraberlerinde yeni tehlikeler de getirdi. Ashe çabucak kendini bir politik çekişmenin merkezinde buldu. Freljord kabilelerinin yöneticileri olan savaş analarının evlenmesi beklenirdi. Eşini önde gelen kabilelerin birinden seçecek olursa diğerleri öfkelenecekti. Ashe isterse birden fazla koca alabilirdi ama bu da çekişmenin kendi evine taşınıp alevlenmesine neden olacaktı. Sonuçta dökülecek olan kan, kurmak için dişini tırnağına taktığı ittifakları bozacaktı.

Bu soruna bulduğu çözüm, soyu neredeyse tükenmiş bir dağ klanına üye, yoksul, avare bir savaşçı olan Tryndamere’di. Adam ne ruh gezginiydi ne de doğanın güçlerinden gelen güçleri vardı; ama Ashe’in yeni kurduğu başkente gelir gelmez, kendini bulduğu her düello ringine atmıştı. Hiçbir şeye aldırış etmeden savaşıyor, klanından geriye kalan yokluk içindeki bir avuç insanın daha güçlü kabilelerden birine katılmaya layık olduğunu kanıtlamaya uğraşıyordu; fakat acımasız savaş tarzı ve olağandışı kuvveti Freljord’lulara göre bile aşırıydı. Pek çok kişi, onun kötücül sihirden güç aldığından şüpheleniyordu. Bunlara kulak asmayan Ashe, Tryndamere’e ilk ve tek yeminlisi olması karşılığında halkını kendi halkına katmayı teklif etti.

Tryndamere gönülsüz de olsa kabul etti. Evlilikleri politik amaçlarla yapılmış olmasına rağmen aralarında gözle görülür bir çekim vardı. Bu çekim yavaş yavaş gerçek bir sevgiye dönüştü.

Ashe şimdi, kuşaklardır Freljord’da kurulmuş en büyük kabileler birliğinin başı; ancak kurduğu bu birlik iç entrikaların, yabancı güçlerin, şiddet yanlısı Kışın Pençesi’nin sürekli büyüyen ordusunun ve Ashe’in en azından inanıyormuş gibiyapması gereken sözde bir kaderin sürekli yıkmakla tehdit ettiği gergin bir barışın üstünde dengede durmaya çalışıyor.

Vadi’de görüşmek üzere!

DAHA FAZLA
Kanlı Rıhtım’ın öcüsü: Pyke! Detaylı inceleme